osmanlı hanedanının etnik kökeni

osmanlı hanedanının pontik, anadolulu olmayan ve gayrımüslim kökeni

dr. colin j. heywood, osmanlı tarihinin başlangıcındaki kara deliği doldurabilmek için “osmanlı devleti (ki hiç şüphesiz anadoluluydu ve daha sonra kendini bu ortama iyice yapıştırmak için rivayetler ve efsaneler icat etti) ve osmanlı ‘nüvesi’ (ki pontik, anadolulu olmayan ve gayrımüslim bir kökene sahip olduğu öne sürülebilir) arasında bir ayrıma gitmek yararlı olabilir” demektedir.

“1930’ların ortaları kadar erken bir tarihte, köprülü, kendisinin tabiriyle kuvvetle muhtemeldir ki altın ordu’nun (ki aslında nogay devletiydi) anadolu’daki gelişmelere yabancı olmadığını ve muhtemelen erken 14. yüzyılda ilhanlı hakimiyetine karşı ayaklanmada bir rol oynadığını ileri sürdü (origins s. 35).  köprülü, 1298’de aq-tav tatarlarından bir gücü, güney ve batı pontik heraclia (karadeniz ereğli)’dan bizans topraklarına yollanan ilhanlıların cezalandırma seferine karşı, bizanslılara yardım için gönderenin muhtemelen nogay olduğunu düşündü[…]


kuman - kıpçak devleti
ibni bibi’nin 1281 tarihli selçuknamesinde türk dediği kuman – kıpçak eli

sadece bitinya [doğu marmara] ve pontus [kuzey batı karadeniz, tuna ve dinyeper arasındaki batı kıpçak] stepi arasındaki bağlantıyı açık seçik göstermekle kalmayıp, bu dönem türkleri arasında gazi etiğinin yaygınlığının öyle çok güçlü olmadığı görüşünü destekleyen bir başka vaka da, anonim koca-bakhshı vakasıdır. pachymeres tarafından aktarıldığı gibi, bu kişi ‘kırım’daki moğol hükümdarı noga’nın (yani nogay) sarayında ‘baş büyücü’ – dolayısıyla muhtemelen bir şaman (kam)’dı. nogay’ın 1299’daki ölümünden sonra, ailesiyle birlikte ilhanlı ülkesine geçmek istedi, fakat yanlışlıkla bizans topraklarına (yine pontik heraclia) [karadeniz ereğli] girince, vaftiz edilerek nicomedia (izmit) bölgesinin hegomonu olarak imparatorun hizmetine girdi. [tekirdağ malkara kermeyan kalesi: zesutare, apri] apros savaşından (1305) sonra tourkopoloi ve alan lejyonerlerini yatıştırmak için trakya’ya gönderildi, ‘çünkü tourkopoloi [türkopol (isevi melez türkler)] ile aynı millettendi ve nogay’ın sarayında iken alanlarla iş yapmada tecrübeliydi.’

osmanlıların kırım (ve dolayısıyla pontus) kökenli olduğu iddiası 1520 civarında yazan iranlı tarihçi khwandemir tarafından ileri sürüldü. khwandemir’in bu ifadesine ünlü tarihçi cl. huart’ın (son zamanlara dek wittek ve köprülü öncesine ait hafıza kaybının bir kurbanı olan) ‘les origines de l’empire ottoman’ başlıklı bir makalesinde dikkat çekildi. makale 1917’de journal des savants‘da basıldı; elizabeth zachariadou yetmiş yıldan uzun bir süredir bu makaleye atıf yapan sadece bir avuç tarihçiden biri. ilgili pasaj, osmanlı hanedanının kurucusunun babasının pontus stepinden (deşt-i kıpçak) geldiği ve on bin çadırlık göçebeyle caffa’dan [theodosia, kaffa, kefe, feodosia] anadolu’ya geçtiği hakkındaki bir rivayeti anlatır (heywood, 1999).”


theodosia, caffa, kaffa, kefe, feodosia
theodosia, caffa, kaffa, kefe, feodosia

“osmanlı kaynaklarında bulunmayan bir rivayet de osman bey’in babasının davud olduğu ve beraberinde bulunan 10.000 kişilik çadır halkı ile, kefe’den deniz yoluyla anadolu’ya göç ettiğine dair haberlerdir. bu durumda osman ile babasının aşiret beyi olmadıkları, birer gemici oldukları iddia edilmiştir. bu iddia daha da ileri götürülüp onların korsanlık yaptığı söylenmiştir (ilgürel, 2001).”

“hollandalı oryantalist j. h. kramers 1928’de yayınlanan ‘osman kimdi?’ başlıklı makalesinde bu [isim] meselesini ciddiyetle inceledi; hakiki müslüman (ve arap) ismi ‘uthman’ (türkçe telafuzuyla osman)’ın çağdaş bizans kaynaklarında kelimenin kökünü ortaya çıkaran bir biçimde verildiği olgusuyla izah etmeye çalıştı: yunanca çekim soneklerinden arındığı zaman, pontus askeri terimi atman/ataman‘ı (ki terim olarak slav dillerine de geçmiştir ve pontus stepi/ukrayna’nın büyük ordu sonrası kazak siyasi sistemleriyle ilişkili olarak ‘hetman’, ‘kazak büyüğü’ olarak ingilizceleştirilmiş biçimi gayet iyi bilinir) çok yakından andırıyordu (heywood, 1999).”

16ıncı yüzyıl hüdavendigar ve sultanönü evkaf tahrir defterleri’nin incelemesinde osmanlı hanedanı efradının anadolu’ya geçtikleri bölgede toman bey adına vakıf kayıtlarına rastlanılmaktadır.


osman bey 1302 - 1324
osman bey, kara osman 1302 – 1324

“bolu’da mevlana sarı muhiyiddin adına zaimüddin divanı’nda temlik edilen[…] yer için toman bey ve umuroğlu şahin bey’den temlikname verildiğine dair kaydın yanı sıra[…] bender-i ereğli [pontik heraclia, karadeniz ereğli]’de mustafa seydi için vakfedilen[…] yerin toman bey ve kır bey oğlu mehmed bey tarafından temlik edildiği anlaşılmaktadır. aynı yerde [pontik heraclia, bender-i ereğli, karadeniz ereğli’de] hacı bey oğlu isa fakih için toman bey ve şahin bey’den temlik edilen bir çiftlik[…] diğer bir vakıf kaydı da burada zikredilmelidir[…]


heraclea pontika, pontik heraclia, bender-i ereğli, karadeniz ereğli
heraclea pontika, pontik heraclia, bender-i ereğli, karadeniz ereğli

söz konusu kayıtlarda toman bey ile zikredilen umur oğlu şahin bey ve kır bey oğlu mehmed bey isimleri son derece önemlidir. şahin bey (lala şahin paşa)[…] osman bey’in etrafında kalabalık türkmen gruplarının toplandığını görerek akınlara iştirak eden umur oğlu ali bey’in oğludur ve osman bey’in torunu murad’ın da hocasıdır. kıroğlu (kayır han) mehmed bey’in ise aydınoğulları’nın da atası olması muhtemel olan ve batı anadolu’da 1261 yılı civarında ortaya çıkıp moğollar tarafından şehid edilen uç gazisi mehmed bey olduğu düşünüldüğünde…

toman bey’in biti verdiği vakıflar için aynı zamanda
şahin bey ve mehmed bey’in de biti vermiş olması, osman gazi’nin ilhanlı uç kuvvetleri ve batı anadolu’da en faal gaziler olan […] menteşe ve aydınoğulları ile olan yakın temasını da göstermektedir. bu durumda batılı kaynaklarda yer alan osman gazi’nin 1310 rodos seferi bilgisi, danişmend’in de işaret ettiği vechle dikkatlice değerlendirilmelidir (turgut, osman gazi’nin kimliği meselesi ve cihanşümul bir devlete isminin verilmesinin sebepleri üzerine, 2016).”

kaynakça:

heywood, c. j. (1999). osmanlı devletinin kuruluş problemi: yeni hipotez hakkında bazı düşünceler. 02 18, 2018 tarihinde https://ia802602.us.archive.org/34/items/Osmanli1/Osmanli-1.pdf adresinden alındı

ilgürel, m. (2001, ağustos). osmanlı denizciliğinin ilk devirleri. 01 09, 2018 tarihinde http://www.ttk.gov.tr/yayinlarimiz/dergi/belleten-cilt-lxv-sayi-243-yil-2001-agustos/ adresinden alındı

turgut, v. (2016). osman gazi’nin kimliği meselesi ve cihanşümul bir devlete isminin verilmesinin sebepleri üzerine. 02 18, 2018 tarihinde http://dergipark.ulakbim.gov.tr/akademikincelemeler/article/view/5000186569/5000165844 adresinden alındı

türkiye cumhuriyeti balkan travması üzerine kuruldu

balkan travması üzerine kurulan türkiye cumhuriyeti

turan ülküsü, osmanlı münevverlerinin yaşanan siyasi ve içtimai travmalar karşısında geçmişe yönelerek milletleşme ve milli kimlikleri için bir kaynak arama çabaları içinde buldukları yarı-milli bir ideolojinin izdüşümüdür. aslında turancılık, 1890’larda macaristan’ın kimlik arayışı sonucunda ortaya çıkan bir düşüncedir. rus yayılmacılığına karşı bir çözüm arayan macarlar, turani kavimlerle (türk, moğol, fin vb.) kavimlerle akraba oldukları iddiasıyla milli kimliklerini bu tarihi olguya dayandırma ihtiyacı hissetmişlerdir. türk milliyetçilerinin henüz rüşeym halinde olduğu bir zamanda macaristan’da gelişen bu anlayış, çok geçmeden türkçülerin ‘uzak ülkü’lerine dönüşmüştür.

yaklaşık beş asır osmanlı‘nın hakimiyetinde kalan balkanlar’ın elinden çıkması ile devleti ve vatanı yeniden inşa etmek zorunda kalan türkler, imparatorluğun gerçek sahibinin kimler ve vatan denen kutsal toprakların nereleri olduğunu tanımlama ihtiyacı duymuşlardır. 19. yüzyılın ortalarında yeni osmanlılar ve bilhassa namık kemal ile ortaya çıkan imperial nitelikteki vatan mefhumu, balkanlar’ın kaybedilmesi ile birlikte farklı bir çehre kazanmış ve türk milliyetçiliğini beslemiştir. balkanlar’ın kaybı neticesinde yaşanan ontolojik [varlıkla ilgili] kaygı ile atayurtlarını, bin yıl önce terk ettikleri toprakları tahassürle [üzüntü ve özlemle] anmaya, buna karşılık kısa bir süre önce kaybettikleri balkanlar’ı unutmaya başlamışlardır.

osmanlı'nın vatanı 1912 harbine kadar biraz batı anadolu (asya minör) daha çok da balkanlar idi
osmanlı’nın vatanı 1912 harbine kadar biraz batı anadolu (asya minör) daha çok da balkanlar idi

balkanlar’ın kaybının yarattığı travmayı, varoluş mücadelesi ve kimlik arayışını en açık biçimiyle mağlubiyet hissinin derinden hissedildiği edebi ürünlerde görmek mümkündür[…]

balkan hezimeti kadar, kısa süre içinde ders alınan ve etkileri hemen hissedilen başka bir hezimet de yoktur. bu hezimet geleceğe dönük hesapların da dönüm noktası olmuştur. balkan harbi, bir mağlubiyetin sadece toprak kaybına değil, bir milletin topyekün mahvına da sebep olabileceğini artık hiç tartışmaya, ihtimale yer vermeyecek netlikte ortaya koymuş ve bu gerçek akıllardan hiç çıkarılamamıştır. bir gün anadolu’nun da başına benzer hadiselerin geleceği endişesiyle türkler, elde kalan topraklara sahip çıkmak ve mütecanis [türdeş] bir çehre kazanan türk halkını muhafaza etmek lüzumunu duymuşlardır (taştan, 2017)”

osmanlı telgraf ağı, 1874. balkanlar ne kadar dolu ve canlı ise anadolu bir o kadar sönük
osmanlı telgraf ağı, 1874. balkanlar ne kadar dolu ve canlı ise anadolu bir o kadar sönük

kaynak:

taştan, y. k. (2017, nisan). balkan savaşları ve türk milliyetçiliğinin doğuşu. 02 12, 2018 tarihinde https://books.google.com.tr/books?id=Jt86DwAAQBAJ&pg=PT32&lpg=PT32&dq=balkan+travmas%C4%B1&source=bl&ots=tRHQ2hlsuX&sig=IPkjf1yJWUjYc0x6Ctwoaf971rM&hl=en&sa=X&ved=0ahUKEwikiIjZ257ZAhUDhiwKHQpmAu0Q6AEITDAF#v=onepage&q=balkan%20travmas%C4%B1&f=false adresinden alındı

başkasına ait tarih: kulların ve efendilerin kendi tarihleri

başkasına ait tarih

2inci savaş öncesi 1935 – 36’da, sonu belli mussolini rejimi tarafından tanrı’nın uğramadığı eboli kasabasına sürgün edilen don carlo ile mülki amir don luigino arasındaki konuşma bize başkasına ait tarihi betimler.
– (d.c.) bu kitap melpi’de 1.500 sene önce olanları anlatıyor ki o zaman gelişmekte olan ve o zaman nüfuslu bir şehirmiş.
-(d.l.) evet bu bölgedeki en zengin şehirlerden biriydi.
-(d.c.) şans eseri, tümüyle şansa… ispanyollarla savaşan bir fransız subayı kendini bu bölgede bulmuş. askerleriyle bu bölgede kamp kurmaya kara vermiş. ispanyollar şehri kuşatmış, fethetmişler. buldukları herkesi öldürmüşler. öldürülen insanlar bunların kim olduğunu bilmiyormuş. 5inci charles, 1inci fransuva, ispanya, fransa. tüm evleri yıkmışlar ve geriye kalanları orange philip’e vermişler. o da bunun yerine kısa bir süre sonra burayı hayatta kalmış bir avuç melphi sakininin çok daha az tanıdığı bir kişiye, [cenevizli] andre doria’ya vermiş. ne andre doria [1466 – 1560] ne de varisleri kullarını ziyaret etmiş. para toplamak amacıyla vergi tahsildarlarını göndermişler. ne yazık ki onları zerre kadar alakadar etmeyen bir tarihin, esrarlı amacı yüzünden melphi köylüleri bundan sonra asırlar sürecek bir sefaletin içine çökmüşler. işte “başkasına ait bir mazi” budur.
-(d.l.) aynı zamanda büyük savaş, habeşistan’daki bu savaş dahi…
-(d.c.) hayır, benim demek istediğim sadece… köylülerin temkinli olmaları son derece tabiidir.
-(d.l.) devlet düzenli ordu ve dağınık köylülerden her zaman daha güçlü olacaktır. kendilerini devlete teslim etmek zorundalar.
(d.c.) kesinlikle hükmedilmeye alışmışlar her zaman. ölümcül düşmanları olarak gördükleri bir uygarlık şanını kendilerine mal edemiyorlar. arada sırada tarihe ve devlete karşı ayaklanırlar. sonrasında da don luigino, bu kişiler haydut olurlar. onların sahiplendiği tek savaş budur işte. belki kaderi ta baştan yazılmış, tarihçilerin bile akıl sır erdiremediği umutsuz ve gaddarca bir savaş.
-(d.l.) şimdi de haydutları savunuyorsun.
-(d.c.) onların savunulacak bir tarafı yok. ama kendimize şunu sormalıyız: köylülerin kahramanları neden haydutlardır? sebep şu ki haydutlar sayesinde öz kültürlerini diğer kültürlerden muhafaza ettiler; ki bu kültür her zaman buna karşı olmuştur ve sonsuza dek buna boyun eğdirmiştir.
-(d.l.) don carlo, sanki siz iki italya varmış gibi konuşuyorsunuz.
-(d.c.) bakire camila, eurialo, turno ve niso’nun uğruna öldüğü
naçizane italya hakkındaki dante’nin dizelerini hatırlıyor musunuz? bu direnebildiği kadar direnen ve devleti ve dini getiren fatihleri mağlup eden köylülerin italya’sıydı. önce eneas, sonra roma’ya karşı direndi. ve sonunda günümüzde [kuzey batı italya] piodmontça diline.
-(d.l.) siz bir hayalperest, bir şair, bir ressam, bir sanatçısınız. devlete olan kininiz yüzünden size anarşist dememe müsaade buyurmalısınız. olayları istediğiniz şekilde görüyorsunuz ve onları kelimelerle süslüyorsunuz. ama haydutlar önde gelen bazı adamların hikayelerini dinlerler. fidyelerini alabilmek için soyluların kulakları, dillerini, burunlarını keserler ve askerler yakalayabildikleri haydutların kellelerini uçururlar ve onları kasabaların girişindeki kazıklara oturturlar. bahsettiğiniz iki italya’da olan bu işte. tüm cihanın gıpta ile baktığı bir adamın önderliğinde tek bir müttehit [birleşik] italya’nın olması çok daha evladır…
italya'nın faşist lideri benito mussolini (1922 - 1945)
italya’nın faşist lideri benito mussolini (1922 – 1945)

kaynak:

rosi, f. (Yöneten). (1979). cristo si è fermato a eboli (christ stopped at eboli – isa eboli’de durdu) [Sinema Filmi]. italya.

osmanlı padişahlarının latince ve frenk isimleri kılavuzu

osmanlı padişahlarının latince ve frenk isimleri kılavuzu

osmanlı padişahlarının isimlerini internette türkçe arattığımız için portrelerini bulmada fazla sonuç alamıyoruz. heybetli göstermek için tıknaz, sakallı ve şişman resmedilmiş hep aynı tablolar geliyor önümüze. ancak latince ve frenk isimlerini yazdığımızda toplamda 500 kadar portre çıkıyor karşımıza. osmanlı padişahlarının latince ve frenk isimleri kılavuzu’nu bu nedenle hazırladım. osman bey‘den (1302) abdülmecit efendi’ye (1922) 620 yıllık hanedanın latince ve frenk isimleri ile gravür portreleri aşağıdadır.


osmanlı padişahlarının latince ve frenk isimleri kılavuzu
osmanlı padişahlarının latince ve frenk isimleri kılavuzu