başkasına ait tarih: kulların ve efendilerin kendi tarihleri

başkasına ait tarih

2inci savaş öncesi 1935 – 36’da, sonu belli mussolini rejimi tarafından tanrı’nın uğramadığı eboli kasabasına sürgün edilen don carlo ile mülki amir don luigino arasındaki konuşma bize başkasına ait tarihi betimler.
– (don carlo) bu kitap melpi’de 1.500 sene önce olanları anlatıyor ki o zaman gelişmekte olan ve o zaman nüfuslu bir şehirmiş.
-(don luigino) evet bu bölgedeki en zengin şehirlerden biriydi.
-(don carlo) şans eseri, tümüyle şansa… ispanyollarla savaşan bir fransız subayı kendini bu bölgede bulmuş. askerleriyle bu bölgede kamp kurmaya kara vermiş. ispanyollar şehri kuşatmış, fethetmişler. buldukları herkesi öldürmüşler. öldürülen insanlar bunların kim olduğunu bilmiyormuş. 5inci charles, 1inci fransuva, ispanya, fransa. tüm evleri yıkmışlar ve geriye kalanları orange philip’e vermişler. o da bunun yerine kısa bir süre sonra burayı hayatta kalmış bir avuç melphi sakininin çok daha az tanıdığı bir kişiye, [cenevizli] andre doria’ya vermiş. ne andre doria [1466 – 1560] ne de varisleri kullarını ziyaret etmiş. para toplamak amacıyla vergi tahsildarlarını göndermişler. ne yazık ki onları zerre kadar alakadar etmeyen bir tarihin, esrarlı amacı yüzünden melphi köylüleri bundan sonra asırlar sürecek bir sefaletin içine çökmüşler. işte “başkasına ait bir mazi” budur.
-(don luigino) aynı zamanda büyük savaş, habeşistan’daki bu savaş dahi…
-(don carlo) hayır, benim demek istediğim sadece… köylülerin temkinli olmaları son derece tabiidir.
-(don luigino) devlet düzenli ordu ve dağınık köylülerden her zaman daha güçlü olacaktır. kendilerini devlete teslim etmek zorundalar.

[caption id="attachment_4128" align="alignnone" width="800"]italya'nın faşist lideri benito mussolini (1922 - 1945) italya’nın faşist lideri benito mussolini (1922 – 1945)[/caption]

(don carlo) kesinlikle hükmedilmeye alışmışlar her zaman. ölümcül düşmanları olarak gördükleri bir uygarlık şanını kendilerine mal edemiyorlar. arada sırada tarihe ve devlete karşı ayaklanırlar. sonrasında da don luigino, bu kişiler haydut olurlar. onların sahiplendiği tek savaş budur işte. belki kaderi ta baştan yazılmış, tarihçilerin bile akıl sır erdiremediği umutsuz ve gaddarca bir savaş.
-(don luigino) şimdi de haydutları savunuyorsun.
-(don carlo) onların savunulacak bir tarafı yok. ama kendimize şunu sormalıyız: köylülerin kahramanları neden haydutlardır? sebep şu ki haydutlar sayesinde öz kültürlerini diğer kültürlerden muhafaza ettiler; ki bu kültür her zaman buna karşı olmuştur ve sonsuza dek buna boyun eğdirmiştir.
-(don luigino) don carlo, sanki siz iki italya varmış gibi konuşuyorsunuz.
-(don carlo) bakire camila, eurialo, turno ve niso’nun uğruna öldüğü naçizane italya hakkındaki dante’nin dizelerini hatırlıyor musunuz? bu direnebildiği kadar direnen ve devleti ve dini getiren fatihleri mağlup eden köylülerin italya’sıydı. önce eneas, sonra roma’ya karşı direndi. ve sonunda günümüzde [kuzey batı italya] piodmontça diline.
-(don luigino) siz bir hayalperest, bir şair, bir ressam, bir sanatçısınız. devlete olan kininiz yüzünden size anarşist dememe müsaade buyurmalısınız. olayları istediğiniz şekilde görüyorsunuz ve onları kelimelerle süslüyorsunuz. ama haydutlar önde gelen bazı adamların hikayelerini dinlerler. fidyelerini alabilmek için soyluların kulakları, dillerini, burunlarını keserler ve askerler yakalayabildikleri haydutların kellelerini uçururlar ve onları kasabaların girişindeki kazıklara oturturlar. bahsettiğiniz iki italya’da olan bu işte. tüm cihanın gıpta ile baktığı bir adamın önderliğinde tek bir müttehit [birleşik] italya’nın olması çok daha evladır…

kaynak:

rosi, f. (Yöneten). (1979). cristo si è fermato a eboli (christ stopped at eboli – isa eboli’de durdu) [Sinema Filmi]. italya.... Devamını Oku

hilafet hayali nasıl suya düştü??

2inci savaşta esir aldığı türkistanlı ve kafkas askerleri türkistan lejyonları (1942 – 1945) ile sovyetler’e çarpıştıran almanya’nın müttefikleri italya ve japonya idi (mihver ittifakı).
almanya ve japonya 1936’da dostluk anlaşması imzalamıştı.
japonya 1895’te tayvan’ı, 1910’da kore’yi, 1931’te mançurya’yı ve 1937’de çin’i işgal etmişti.
müttefik japonya’nın türkileri çin’e çarpıştırma tecrübesi vardı.
1931’de çin’e ayaklanan uygurlar 12 kasım 1932’de şarki türk islam cumhuriyet’ni ilan etmişti.
1924’de türkiye’den sürülen osmanlı (ottoman) hanedanı, hala saltanat ve hilafet düşü kuruyordu.
abdülhamit’in torunu şehzade abdülkerim efendi, japonya’nın şarki (doğu) türkistan’ın başına geçme teklifini kabul etti.
1933 mayıs’ında önce tokyo’ya sonra da çin uygur bölgesi sincan’a gitti.
fakat işler ters gitti ve çin’in talebi üzerine 2 sovyet tugayı 1934 yazında ayaklanmayı bastırdı.
şehzade 1934 eylül’ünde abd’ye iltica etti.
abd ford firmasının temsilcisi olarak çin’e yani sincan’a gitmek üzereyken 30 ağustos 1935’te kaldığı otelde kafasından vurulmuş halde ölü bulundu.
intihar ettiği söylense de torunu abdülhamit efendi o’nu çin öldürdü dedi (2014).
hilafet hayali böylece suya düştü.... Devamını Oku