türkiye cumhuriyeti balkan travması üzerine kuruldu

balkan travması üzerine kurulan türkiye cumhuriyeti

turan ülküsü, osmanlı münevverlerinin yaşanan siyasi ve içtimai travmalar karşısında geçmişe yönelerek milletleşme ve milli kimlikleri için bir kaynak arama çabaları içinde buldukları yarı-milli bir ideolojinin izdüşümüdür. aslında turancılık, 1890’larda macaristan’ın kimlik arayışı sonucunda ortaya çıkan bir düşüncedir. rus yayılmacılığına karşı bir çözüm arayan macarlar, turani kavimlerle (türk, moğol, fin vb.) kavimlerle akraba oldukları iddiasıyla milli kimliklerini bu tarihi olguya dayandırma ihtiyacı hissetmişlerdir. türk milliyetçilerinin henüz rüşeym halinde olduğu bir zamanda macaristan’da gelişen bu anlayış, çok geçmeden türkçülerin ‘uzak ülkü’lerine dönüşmüştür.

yaklaşık beş asır osmanlı‘nın hakimiyetinde kalan balkanlar’ın elinden çıkması ile devleti ve vatanı yeniden inşa etmek zorunda kalan türkler, imparatorluğun gerçek sahibinin kimler ve vatan denen kutsal toprakların nereleri olduğunu tanımlama ihtiyacı duymuşlardır. 19. yüzyılın ortalarında yeni osmanlılar ve bilhassa namık kemal ile ortaya çıkan imperial nitelikteki vatan mefhumu, balkanlar’ın kaybedilmesi ile birlikte farklı bir çehre kazanmış ve türk milliyetçiliğini beslemiştir. balkanlar’ın kaybı neticesinde yaşanan ontolojik [varlıkla ilgili] kaygı ile atayurtlarını, bin yıl önce terk ettikleri toprakları tahassürle [üzüntü ve özlemle] anmaya, buna karşılık kısa bir süre önce kaybettikleri balkanlar’ı unutmaya başlamışlardır.

osmanlı'nın vatanı 1912 harbine kadar biraz batı anadolu (asya minör) daha çok da balkanlar idi
osmanlı’nın vatanı 1912 harbine kadar biraz batı anadolu (asya minör) daha çok da balkanlar idi

balkanlar’ın kaybının yarattığı travmayı, varoluş mücadelesi ve kimlik arayışını en açık biçimiyle mağlubiyet hissinin derinden hissedildiği edebi ürünlerde görmek mümkündür[…]

balkan hezimeti kadar, kısa süre içinde ders alınan ve etkileri hemen hissedilen başka bir hezimet de yoktur. bu hezimet geleceğe dönük hesapların da dönüm noktası olmuştur. balkan harbi, bir mağlubiyetin sadece toprak kaybına değil, bir milletin topyekün mahvına da sebep olabileceğini artık hiç tartışmaya, ihtimale yer vermeyecek netlikte ortaya koymuş ve bu gerçek akıllardan hiç çıkarılamamıştır. bir gün anadolu’nun da başına benzer hadiselerin geleceği endişesiyle türkler, elde kalan topraklara sahip çıkmak ve mütecanis [türdeş] bir çehre kazanan türk halkını muhafaza etmek lüzumunu duymuşlardır (taştan, 2017)”

osmanlı telgraf ağı, 1874. balkanlar ne kadar dolu ve canlı ise anadolu bir o kadar sönük
osmanlı telgraf ağı, 1874. balkanlar ne kadar dolu ve canlı ise anadolu bir o kadar sönük

kaynak:

taştan, y. k. (2017, nisan). balkan savaşları ve türk milliyetçiliğinin doğuşu. 02 12, 2018 tarihinde https://books.google.com.tr/books?id=Jt86DwAAQBAJ&pg=PT32&lpg=PT32&dq=balkan+travmas%C4%B1&source=bl&ots=tRHQ2hlsuX&sig=IPkjf1yJWUjYc0x6Ctwoaf971rM&hl=en&sa=X&ved=0ahUKEwikiIjZ257ZAhUDhiwKHQpmAu0Q6AEITDAF#v=onepage&q=balkan%20travmas%C4%B1&f=false adresinden alındı

kısa tarih (12) osmanlı ve mülkleştirici (kolonizatör) bektaşiler!

osmanlı’nın mülkleştirici (kolonizatör) bektaşileri!

‘mevzuubahis etmek istediğimiz mes’ele; hâlî ve tenha yerlerde, boş topraklar üzerinde bu orta asyalı muhacirler tarafından kurulan bir nevi türk manastırları, (couvent ermitage)i olan zaviyelerle, yeni bir memlekete gelip yerleşen kolonizatör [bektaşiler, yani] türk dervişleridir (barkan, 1942).’

‘türkler anadolu’ya, alp arslan’ın, romen diyojen’e karşı malazgirt’teki zaferinden sonra sızmaya başladılar… hıristiyan çoğunluklu bir ülkede bir azınlık olan türk öğenin sızışı, giderek kalabalıklaşmaya başladı. yayılmacılar, yavaş yavaş dillerini ve türklüklerini de yaymaya giriştiler. fakat bizans imparatorluğu’nu oluşturan çok uluslu etnik öğe, türk öğe ile birleşti ve bütünleşti.

bektaşilik bir inançlar karışımı (syncretisme) ve bir bilinç birikimi (gnose, irfan) olagelmiştir. her zaman, yerel inançları, kendinde eritmiştir: doğu anadolu’da acem ve kürt öğelerle karışırken, balkanlarda hıristiyan düşünceleri özümsemiştir.

osmanlı imparatorluğu’nun genişleme döneminin kahramanlık günlerinde… yeni fethedilen topraklara yerleşen ve bu yerler kendilerine verilmiş bulunan… derviş topluluklarına rastlıyoruz. bu topraklar ise çoğu kez işgalcilerden kaçan hıristiyanlardan kalmaydı… bu dervişler, dağ geçitleri ya da haberleşme yolları gibi önemli noktalara görevli olarak yerleşmekteydiler…  eğer köy hıristiyan topraklan içinde ise, burası bir mülkleştirme (colonisation) ve islamı yayma merkezi oluyordu (melikoff, 1998).’

‘xvı. yüzyılın ikinci yarısına kadar “585 numaralı hüdavendigar sancağı evkaf defteri” ve barkan ile ayverdi’nin hazırladığı “hüdavendigar livası tahrir defterleriı” adlı eserden faydalanılarak yapılan araştırmada 34 adet abdal zümresine ait olduğu belirlenen vakıf kurucu ve mürtezikasına [rızıklananlara] rastlanılmıştır. tesbit edilen bu sayının diğer sancaklar ile karşılaştırıldığında oldukça yüksek olduğu söylenebilir.

hüdavendigar ve sultanönü sancağı’nda abdal zümresine ait olmak üzere kurulmuş olan 70 kadar vakfın kurulduğu görülmektedir. görülüyor ki, batı anadolu ve balkanlarla ilgili tahrir defterlerinde tesbit edilen 200’ü biraz aşkın sayıdaki abdal zümresine ait vakıfların 1/3’i sultanönü ve hüdavendigar sancağı’nda kurulmuştur. bu da osmanlı devleti’nin kurulma aşamasında abdalân-ı rum [anadolu dervişleri] ile oldukça yakın ilişki içinde olduğunu göstermektedir (turgut, xvı. yüzyılda tahrir defterlerine göre hüdavendigar ve sultanönü sancaklarında abdalân-ı rum, 2011).’

‘oruc tarihinin bir bölümünde… alaeddin paşa, kardeşine [orhan bey’e] yeni kurulan orduyu hacı bektaş’ ın koruması altına almasını ve has askerine (bektaşi’lerin) beyaz serpuşunu giydirerek kırmızıyı öbürlerine bırakmasını öğütleyince, sultan, amasya’ya, hacı bektaş horasani‘den izin almak üzere adamlar gönderir. hacı bektaş da ona icazet (izin beratı) ve ak börk (beyaz serpuş) yollar. 

bu bölüm… hacı bektaş’ın niçin yeniçerilerin piri olduğunu açıklamaktadır. 

niçin bu asker ocağına, öbürleri değil de bektaşiler’in tarikati bağlandı? bu, belki de onun -daha sonra devşirme olacak olan- savaş tutsaklığından, yani hıristiyan bir çevreden gelen genç askere göz kulak olmak ve yetiştirmekle görevlendirilmiş mülkleştirici bir derviş tarikati olmasından dolayı idi.

şu, kabul edilebilir bir açıklama olmalıdır: bektaşiler, türkmen kökenli bir halk tarikati ve kendilerini kollayan merkez güce bağlı öğeler olarak, yabancı öğeleri ve hıristiyanları türkleştirmek, onları islamlaştırmakla yükümlü olacaklardı. fakat kılıç iki yanlı işledi. çünkü bektaşiler yeni gelenleri eritmeyi başardılarsa da, en azından yakınlaşmaya çağırdıkları bu hıristiyan çevrelerin etkileriyle de karşı karşıya kaldılar.

xv. yüzyılın başında cemaat-dışılığa yenilen bektaşiler, artık istenmez olurlar.

ı. selim’in hükümdarlığından başlayarak, sultanların tekkeye bağışlan kesilecek, hatta ı. selim, ancak 958/1551 yılında yeniden açılmak üzere tekke’yi kapattıracaktır. resmi belgelerde, “bektaşi” sözcüğü rafizi (heretique, batıni, dinden ayrılmış) sözcüğü ile anlamdaş olmuştur.

zaten karmaşık olan bu inanç-karışımına, yörelere göre değişen yerel etkiler de katılmıştır. balkan bölgelerinde, hıristiyan ortodoks öğeler yer almaktadır: çoğu kez, “hızır” adı verilerek benimsenen ve özümsenen yerel velilere saygı; birbirinin yerini alan kutsamaların uygulandığı dinsel makamlar; hem hıristiyan hem bektaşi topluluklarca ziyaret edilmekte olan mezarlar.

öbür yandan bektaşi edebiyatının özelliklerinden biri, dinlere karşı hoşgörü düşüncesidir; yalnız sünnilik küçümsenir: hıristiyanlığa bir düşmanlık söz konusu değildir. sık sık çarmıha gerili isa’ya gönderme yapılır (melikoff, 1998).’

kaynakça:

barkan, ö. l. (1942). istila devirlerinin kolonizatör türk dervişleri ve zaviyeler. 01 06, 2018 tarihinde http://www.dervisan.com/yazi2/kolonizator.html adresinden alındı

melikoff, i. (1998). efsaneden gerçeğe hacı bektaş. (t. alptekin, Dü.) 01 08, 2018 tarihinde https://turuz.com/book/title/Efsaneden+Ger%C3%A7e%C4%9Fe-Hac%C4%B1+Bekta%C5%9Fi-Irene+Melikoff  adresinden alındı

turgut, v. (2011, güz). xvı. yüzyılda tahrir defterlerine göre hüdavendigar ve sultanönü sancaklarında abdalân-ı rum. 01 08, 2018 tarihinde http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt4/sayi19_pdf/2_tarih_uluslararasi/turgut_vedat.pdf  adresinden alındı


mülkleştirici (kolonizatör) bektaşi geyikli baba
mülkleştirici (kolonizatör) bektaşi geyikli baba

hüdavendigar sancağı, balıkesir, adapazarı, marmara sahilleri ve ege’ye kadar ulaşmakta ve söğüd, gölpazarı, yarhisar ve ermenipazarı’ndan başka beypazarı (nallukarahisar nefsini de içinde barındırır), kite, yenişehir, domaniç, inegöl, akhisar, geyve, seferihisar, atranos, kepsud, mihaliçcık, yenice-i taraklı, göynük, akyazı, edincik, kızılcatuzla, gönen, mihalıç, bergama, tarhala ve fesleke nahiyelerinden teşekkül etmektedir.
hüdavendigar sancağı, balıkesir, adapazarı, marmara sahilleri ve ege’ye kadar ulaşmakta ve söğüd, gölpazarı, yarhisar ve ermenipazarı’ndan başka beypazarı (nallukarahisar nefsini de içinde barındırır), kite, yenişehir, domaniç, inegöl, akhisar, geyve, seferihisar, atranos, kepsud, mihaliçcık, yenice-i taraklı, göynük, akyazı, edincik, kızılcatuzla, gönen, mihalıç, bergama, tarhala ve fesleke nahiyelerinden teşekkül etmektedir.

irene melikoff 1917 - 2009
irene melikoff 1917 – 2009

 

kısa tarih (8) türklerin sentez dini alevilik

türklerin sentez dini alevilik

‘osmanlılar başta sünni değildi ve daha sonra alevilik adını alacak heterodoks [farklı] bir islam’ın izleyicisiydiler.

osmanlıların sonradan oluşturdukları söylenceye bakılırsa, kendileri kafirlerle savaşmak üzere konya’daki selçuklu türk sultanı tarafından özellikle söğüt bölgesine gönderilmiş gazilerdi (islam’ın askeri kumandanları) […] ama kendi dindaşlarıyla savaşırken de gazi adını alabilirler miydi?

osman ve halefi orhan beyler, öncelikli kaygıları din için savaşmak olmamakla birlikte, devletlerini kurma yolunda, göçebe türkmen gazilerinden olduğu kadar, merkezi otoritenin çökmesinin kurbanı olan kentlilere yardım eden ahi hayır derneklerinden de yararlanmışlardı.

[…] hatta hristiyanların hizmetinde çalışacak paralı asker bölüklerini istanbul’a gönderdiler.

[…] bizans yönetici sınıfının üyelerinin [osmanlı’ya katılan] bir bölümü hıristiyan kalmakla birlikte, diğerleri müslümanlığa geçtiler[…]15. yüzyılda yunanistan’ın fethini başlatan kişi [evrenos], anadolu’lu bir yunan beyiydi.

anadolu’daki müslüman beyliklere olduğu kadar hıristiyan bizans imparatorluğu’na karşı da benzer taktiğin kullanılması, dinsel çevrelerin arzuladıkları cihadın, osman ve orhan bey’lerin tarihe gazi sıfatıyla geçmiş olmalarına karşın, osmanlı politikasının 14. yüzyılın başlangıcında bile temelini oluşturmadığını kanıtlamaktadır.

[fetret devri 1403-13 ardından] imparator II. manuel palaiologos ve ortodoks hıristiyan osmanlılar, [yıldırım beyazıt’ın] beş oğulundan biri olan I. mehmet [çelebi]’ye yardım ederek, rakiplerini yenip, dağılmış osmanlı birliğini yeniden oluşturmasını sağlamışlardı.

oğuz türkleri 9. yüzyıldan 10. yüzyıla dek süren göç sırasında batıya doğru hareket ederek […] samanilerin iran hanedanı tarafından yönetilen transoxian [mâverâünnehir(sri derya ve amu derya ırmaklarının arasına) yerleşeceklerdiburada da islam’ın etkisi altına gireceklerdi. ama hangi islam sözkonusuydu? şaman dinine mensup oğuz türklerinin hiçbir şekilde sünni arap halklarıyla değil, önce şii iranlılarla, sonra da ortodoks hıristiyan yunanlılarla ilişkiye geçmiş olduklarını unutmayalım. bu ilişkiden, karşılanan üç dinin; şamanlık, şiilik ve ortodoks hıristiyanlığın sentezi olan ve alevilik adı verilen saf türk bir din ortaya çıkmıştı[…] bölgenin büyük imparatorluklarındaki ‘uygar’ dillerin osmanlılar üzerinde uyguladığı ağır baskılara rağmen türk dilinin ayakta kalması gibi, türk dini de yüzyıllar boyunca hedefi olduğu korkunç zulümlere rağmen günümüze dek gelebilmiştir. 

ama [büyük selçuklu] tuğrul bey, [şii büveyhilere karşı] politik çıkarları nedeniyle sünniliği savunmaya karar verecekti. bu dönemden başlayarak alevilik halk arasındaki etkinliğini korurken, sünnilik de –sonradan osmanlı olacak selçuklulardan itibaren- türklerin politik dini olacaktı (kitsikis, 1985).’

kaynak:

kitsikis, d. (1985). türk yunan imparatorluğu. 01 05, 2018 tarihinde https://issuu.com/eyey/docs/dimitri_kitsikis_-_t__rk_yunan___mp  adresinden alındı


osmanlı imparatorluğu = türk-yunan imparatorluğu
osmanlı imparatorluğu = türk-yunan imparatorluğu

barış
barış

biz horasanlılar kimiz?

biz horasanlılar kimiz?

‘çağatay hanlığı, tarmaşirin han’ın (1326-1335) öldürülmesinden sonra ikiye bölünmüştü. doğuda kalarak cengiz yasası’na bağlılıklarını devam ettiren moğollar diğerleri [horasanlılar] tarafından çete (haydut); batıda kalan ve emîr timur’u da çıkaracak olan kültüre sahip olanlarsa diğerleri [moğollar] tarafından karaunas (melez) olarak adlandırılmaya başlanmıştı (alan, 2007).’

el-cahiz veya el-cahız gerçek ismi ve tam künyesi ebu osman amr bin bahr el-kinani el-fukaimi el-basri (d. yaklaşık 781 – ö. aralık 868 veya ocak 869) olan, basra doğumlu arap bilim adamıdır. annesi şücâ isimli türk olan halife mütevekkil döneminde horasanlılar’ın kökenleri hakkında şunları yazmıştır:

horasanlılar ile türkler kardeştir. bunların memleketleri aynıdır. şark [doğu] hakkındaki hüküm, o memleketler hakkındaki karar ayrı değil, aynıdır, başka değil birbirine pek yakındır. aralarındaki ırk bağları aynı değilse de müşabihtir [benzerdir]. onları barındıran memleketler aynı değilse de benzerdir. türkler’le horasanlılar bazı bakımlardan birbirlerinden farklı iseler de esas itibariyle hepsi horasanlı’dırlar.

türkler ile horasanlılar arasındaki fark, daha uzak olmak şöyle dursun arablar’la acemler, rumlar’le islavlar, zenciler’le habeşi’ler arasındaki fark gibi de değildir (müellif burada horasanlılar ile türkler arasındaki yakınlığa dikkat çekmektedir). aksine, bu iki sınıf arasındaki fark mekkeli ile medineli, bedevi ile şehirli, dağlarda oturan tayy kabilesi mensuplarıyla ovalarda oturan tayy kabilesi mensupları arasındaki fark gibidir. huzayl kabilesi arablar’ın kürtleri olduğu gibi türkler de horasanlılar’ın göçebeleridir. veyahut horasanlılar ile türkler arasındaki fark, ovalarda oturanlarla dağlarda oturanlar veya yüksek yaylalarda oturanlarla çukur yerlerde oturanlar arasındaki fark gibidir.

horasanlılar ile türkler, allah’ın, memleketlerine verdiği hususiyetle, her memleketin halisine [halkına] ayrı olarak verdiği benzerlik, ahlak ve dil yakınlığı bakımından kahtaniler (saf arap) ile adnaniler (araplaşmış) arasındaki yakınlıktan daha sıkı yakınlığa sahiptirler (el – cahız, 847 – 861).’

kaynak:

alan, h. (2007, 10 08). timurlular/bozkırdan cennet bahçesine 1360-1506. 12 20, 2017 tarihinde http://www.kitapyurdu.com/kitap/timurlularbozkirdan-cennet-bahcesine-13601506/100038.html adresinden alındı

el – cahız. (847 – 861). hilafet ordusunun menkıbeleri ve türklerin faziletleri. (r. şeşen, Dü.) 12 18, 2017 tarihinde https://yadi.sk/i/XNhlygV03JSQJC adresinden alındı


biz horasanlılar kimiz?
biz horasanlılar kimiz?